Please enable JavaScript
Email Marketing by Benchmark
Aynı topun kumaşı. – Muga Mag
was successfully added to your cart.

Sepet

Bundan belki üç sene önce, hayatımda hiç gitmediğim bir yoga dersine girmek geldi içimden. Neden, hiçbir fikrim yok. Evde otururken bir anda kalktım, giyindim, yürüdüm, gittim. Sınıfa girdim, matımı serdim, üzerine oturdum, beklemeye başladım. Birkaç dakika bile geçmemişti ki, sol yanımdan biri fısıldayıverdi;
Ege, dersten sonra beni dışarıda bekler misin, sana bir şey söylemem lazım.

Döndüm baktım. Hiç tanımadığım, çok güzel bir kız. Peki dedim, ama allah bilir neye dedim. Olan bitenden hiçbir şey anlamadım.
Ders başladı, ders bitti. Ben üstüme ceketimi giyip, çantamı da alıp kapıya çıktım.
Baktım, o güzel kız beni kapıda bekliyor gerçekten. Ege dedi, ben onun arkadaşıyım. Adını söylediğinde anlayamadım önce, kimin? dedim. Sonra soyadını da söyledi. Kalakaldım. Ben de o servisteydim dedi, hatırlıyorum seni. Her sabah görürdük seni o yokuşta, bizimki de gülerdi, ederdi ama bir ayrı severdi seni.
Her şey birkaç dakikada oldu bitti. Biz orada ayaküstü birkaç dakikaya ne hikayeler, ne yıllar sıkıştırdık.
Kırk yıllık arkadaş gibi konuştuk, ağlaştık, sonra da o buz gibi havda sokağın ortasında birbirimize sarıldık.
Bitmedi sürprizleri dedim. Baksana, yıllar sonra da bizi birbirimizle tanıştırdı.

Belli ki o gün, o saatte, o derse gitmek için beni hiç yoktan hayat ayaklandırmıştı.
Belli ki ben hayatımda en gitmeyeceğim yoga dersine, o gün sadece bunları duymak için gitmişim.
Bir de güzel arkadaş kazanmak için.

*

Tesadüf çok basit bir kelime. Tesadüf çok kolaya kaçan, içi boş bir kelime. Tesadüflerden ziyade, beklenmedik anda olabilecek güzel şeylere, bu kış da açmayacak bu diye kendimizi çok inandırdığımız çiçeklerin aslında belki de hakikaten açabileceği fikrine biraz daha alışmamız lazım sanki.
Bakmayın, bunu size yazıyorum ama aslında en çok kendime söylüyorum. Çünkü son zamanlarda kendi aklımın içinde hep bununla savaşıyorum. İyi de olur, güzel de olur. Neden olmasın Ege, tabi olur.
Bazen insanın kendine yeni yollar açması gerekiyor.
Kendine, fikirlerine, inançlarına.
Çünkü itiraf etmesi zor ama, alışageldiği yollar insanı her zaman doğru hallere çıkarmıyor.

Ben de kendimi kurcaladıkça yeni yeni fark ediyorum. O kadar katı ki bazı inançlarım, zaman üzerlerine koca bir kova beton dökmüş sonra da üstünden o kadar çok insan basıp geçmiş ki, hiçbirini yerinden kıpırdatamayacakmışım gibi geliyor bazen. Zaman gerekiyor. O öyle değil diyorum itinayla aklımın içine. Bunu sen kimden duydun, bu fikre ne ara bu kadar tutundun, yapma allah aşkına Ege, neden her şey o kadar kötü olsun! diyorum bazen de. Kendimle konuşuyorum. Kendimi dinliyorum. Bazen kendime üzülüyorum, bazen kendime kızıyorum.
Zaman istiyor her şey. İnsanın kendini anlaması bir zaman, anladıklarını sindirmesi daha çok zaman, o sindirdiklerinden işe yaramayacakları bir çöp torbasına koyup kapının önüne bırakması bambaşka bir zaman istiyor. Yorucu da geliyor tabi. İnsanı kendinden daha çok yoran başka bir şey mı var zaten bu hayatta?

Geçtiğimiz yıl, bir çok açıdan hiç yardımcı olmadı bize, evet. Ortak paydadaki sıkıntılarımız, maskelerimiz, dezenfektanlarımız ve sonu belirsiz iç daralmalarımızın yanısıra, bunlar çok şahsi alanlara da sirayet etti mutlaka.
Hepimiz aldık payımızı. Hepimiz bir şeylere verdik aklımızı, fikrimiz, zamanımızı.

Size yazıyorum ama en çok kendime söylüyorum. Yazdıkça, anlattıkça kendimi daha iyi anlıyorum.
Kendimi paylaşmaktan hiç imtina etmiyorum. Çünkü çok benzer yerlerden yürüdüğümüzü hissediyorum.
Bu defa inat ettim, üşenmiyorum. Belki de zamanla kendi aklımla bir savaşa dönecek bu yol, varsın dönsün; hazırlıklıyım. Ümitsizliğe, yanlış bağlanmış düğümlere, fazla sıkı atılmış ilmeklere, boşu boşuna taşlaşmış yollarıma mahal vermemeye kararlıyım. İnandığım bazı şeyleri gözüm kapalı yıkmaya da, yerine türlü yeni hikayeler dikmeye de varım artık. Ne kadar olabilirsem, o kadar hazırım.
Kim bilir kaç ayrı hikayenin ayrı ayrı sıktığı o malum düğümleri tamamen açamasam da gevşetmek, yıllar içinde taşlaşmış ne kadar fikrim var hepsine koca bir matkapla gimek hevesim var bugünlerde.

Bir şekilde inanıyorum çünkü.
Nasıl derseniz, belki de sadece yukarıdaki gibi incelikli hikayeler sayesinde.

*

Hep aynı şeyi düşünüyor, belki de çok yazıyorum bunu. Ama paylaşmaktan vazgeçesim de gelmiyor.
Çoğunlukla aksini iddia etsek de hepimiz çok küçük çemberler, benzer hevesler içinde dolanıyoruz. Neredeyse aynı şeylerden korkuyor, bedenimizin farklı yerlerinde de olsa dönüp dolaşıp hep aynı endişeleri taşıyoruz. Çok benzer hikayelerimiz var. Kaybolanlar, bulunanlar, elden kaçanlar, kaçmasın diye sıkı sıkı tutulanlar. Hep, hep aynı.
İnsanız çünkü. Başı sonu belli. Boyumuz ne kadar uzun olursa olsun kollarımızın uzanabileceği en yüksek dal da, suyun altında nefesimizi tutabileceğimiz en uzun süre de, aşağı yukarı belli.
İnsanız çünkü.
Dön dolaş, aynı topun kumaşıyız.
Ve ne kadar sıkı görünürsek görünelim derdimiz hep aynı. Her küçük sıyrığımızdan, en olmayacak çatlaklarımızdan, kapağımızın kapanmayan her noktasından sevgi, anlayış ve şefkat almak istiyoruz.
İnsanız çünkü.
Dön dolaş, biraz etten kemikten, bolca da türlü histen yapılmayız.
Hepsi bu. Hepimiz aynı, hepimiz bu kadarız.

3.8 8 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments