Please enable JavaScript
Email Marketing by Benchmark
Can Abi ya da Külkedisi. – Muga Mag
was successfully added to your cart.

Sepet

Küçük şehirde üniversite okuyanlar bilir, bir süre sonra şehrin kasabı da, marketteki kasiyer de, hatta bazı otobüs şoförleri bile tanıdık olur. Çoğunun adını bile bilmez ama her gördüğünde selamlaşır, bazen iki hoş beş eder insan. Küçük şehrin cazibesi bence biraz da o hem uzak hem yakın tanışlardan geçer zaten.
Can Abi bizim için tam da o kişiydi işte. Şehrin tek ana caddesinin üzerinde kendi halinde, biraz da demode bir hamburgercisi vardı. Küçücük dükkanına girdiğinizde karşınıza ışıklı alt rafı ketçaplarla, mayonezlerle doldurulmuş yüksek bir tezgah çıkardı. Can Abi ise o kadar ufak tefek bir adamdı ki her defasında arkalardan bir yerlerden hoşgeldiniz’i duyulur, fakat tezgahın yanına geçmedikçe kendini gösteremezdi. Yumuşacık bir sesi, yumuşacık bakışları vardı. Tanıdığımız, bildiğimiz kadarıyla çok iyi insandı Can Abi. Dükkana her girdiğimizde bizi yoklar, dersleri, okulu, halimizi, hatrımızı sorardı.

Bir tatil arifesi İstanbul’a dönmeden önce Can Abi’ye uğradım. Çok soğuk, buz gibi bir akşamdı çok iyi hatırlıyorum. Her zamanki tatlı haliyle karışıladı beni, ayaküstü biraz lafladık. Çıkmadan önce biraz da adet yerini bulsun diye bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. İstanbul’dan getirecek, götürecek bir şeyler? Pek de altı dolu değildi aslında sorumun, herhangi bir şey isteyebileceği de aklımdan geçmiyordu açıkçası.
Önce yok diyecek oldu, sonra bir şeyler dolandırdı ağzında. En sonunda ya Eg e dedi, aslında var. Ama sana zahmet olmasın. Küçük bir şey. İstanbul’a gidecek. Bilemedim ki sana iş çıkarır mı?
Olur mu Can Abi, dedim, bavula sığacak bir şeyse tabi götürürüm.
O zaman yarın bir uğrayıver bana, ben paketleyip getireyim sana olur mu? diye sordu en yumuşak sesiyle.
Olur tabi dedim, yarın ders çıkışı uğrarım.

*

Gittim ertesi akşam. Can Abi onu saklayan yüksek tezgahın arkasından çıkıverdi her zamanki gibi. Hoşgeldin Ege, dedi. Dur hemen getireyim paketi.
Hızlı hareketlerle içeri gitti, birkaç saniye sonra da elinde saman kağıdına sarılmış, etrafına bir de ip dolanmış hafif şekilsiz bir paketle geri geldi. Bir bebek gibi dikkatle taşıyordu paketi kucağında.
Sana çok zahmet olacak ama o kadar iyi denk geldi ki zamanlama. Levent’te bir adres; sana onu da yazdım paketin üzerine, bak şuraya. Hiç acelesi yok, sen gittiğinde bir telefon edip paketin sende olduğunu söylesen yeter. Alacaklar senden. Çok teşekkür ederim tekrar, nasıl makbule geçti anlatamam.
Kucağımda içinde ne olduğunu hiç bilmediğim bir paketle, başka bir deyişle saman kağıda sarılı bir bebekle çıktım dükkandan.

*

Kızım içine bakmamız lazım, deli misin?
Ya uyuşturucu falan kaçırıyosa bu adam?
Bak uçağa binerken formlarda bile soruyorlar çantanızda başkasından emanet var mı diye, bu konmaz böyle bavula. Ne kadar tanıyoruz adamı allah aşkına. Aç bakalım inat etme.

Üç kız evde yere oturmuş, ortamızda duran saman kağıda sarılı pakete bakıyorduk. İçimiz içimizi yiyordu. Tanımadığın insandan emanet paket alınır mıydı ki kolay kolay, hem alınsa bile bilmek lazımdı içinde ne var. Zaten ne kadar tanıyorduk ki biz Can Abi’yi, ne hikayeler duyuyorduk sağdan soldan. Fakat öyle de utanıyorduk ki bir yandan. Birine güvenmiş gibi yapmak, sonra da yolun orta yerinde dönmek ne ayıptı aslında. Madem öyle, hiç baştan girmeyecektin Ege diyordum kendi kendime. Bir kızıyor, bir utanıyor, bir korkuyordum.

Adamın sardığı paketi nasıl açarız, özel bir şey belli ki. Hadi diyelim açtık, nasıl böyle düzgün kapatırız?
Ay sen de, adam saman kagıdına sarmış, sararız biz de bir şeye. Aç şunu.
Ya çok ayıp.
Aç Ege, bununla binilmez uçağa.

Dakikalarca gide gele, aklımızda on kere açıp, hayal dünyamızda içinden on farklı tehlikeli madde çıkara ede pakede baktık bütün gece. Açalım dedik sonunda. Başımıza ne gelir belli olmaz, açalım hadi.
Kanepeye oturdum. Çekine çekine, kağıdı yırtmamaya, kat yerlerini bozmamaya çalışarak açmaya başladım paketi. Üçümüz de gözlerimizi tek bir noktaya dikmiş, saman kağıdın altından çıkacak olan korkunç şey artık neyse kendimizi ona hazırlamıştık.
Siyah yumuşak bir şey göründü sonunda. Fermuarlı, dikdörtgen bir cd çantası. Bir zamanlar hepimizin müzik cd’lerini, film dvd’lerini falan koyduğu o meşhur çantalardan.
Of ya dedim, kötü bir şey değilmiş işte. Aynen sarıyorum geri.
Dedim ama içim içimi yiyordu bir yandan da hala.
Kızım aç şunu bakalım içinde ne var, heralde adam bir şeylerin içine saklayacak yani bir şey kaçırıyorsa. Belki cd falan yok içinde?
Aynı anda hem merak hem utanç nasıl kulaklarıma kadar yayılmıştı, bugün bile içimde o his. Döndürdüm fermuarı çantanın üç tarafında, açıldı çanta. Her gözde bir cd. Üzerinde hiçbir şey yazmayan, belli ki bir şeyler yüklenmiş boş, parlak cd’ler. Çevirdim sayfaları, hep aynı. Kızlardan biri bir cd çekti içinden, madem buraya kadar geldik, dedi şunlara da bakalım.

Dvd player’a yerleştirdi cd’yi. Ben o sırada hala sayfaları çeviriyordum. En son sayfaya geldim, son cd gözünde katlanmış bir kağıt buldum.
Bir şey var burada.
Artık ipin ucu kaçmıştı zaten. Katlanmış kağıdı açtım, okumaya başladım.
“Canım yeğenim, umarım senin için seçtiğim filmleri seversin.” ile başlayan, “seni çok özleyen dayın” diye biten bir mektup.

Başlarda tutar gibi oldum kendimi, sonra dayanamadım. İlk birkaç cümleden sonra bir yandan okuyor, bir yandan burnumu çeke çeke ağlıyordum. Aklımın içi okuduğum her bir kelimeyi Can Abi’nin yumuşacık tonlamasıyla dinletiyordu bana. İçimden bir ses sürekli ne ayıp ettiniz diyordu, ne bekliyordunuz ki?
Hakikaten, ne bekliyorduk ki?
Metubu bitirdiğimde utancımdan nereye sığacağımı bilemez haldeydim. Burnumu çeke çeke katladım kağıdı, koydum en arkadaki göze. Fermuarı kapattım, kağıda geri sardım çantayı. Başımı kaldırdığımda iki arkadaşım da yere çökmüş bir yandan gözlerini siliyor, bir yandan burunlarını çekiyorlardı. Kendimize hiç yakıştıramadığımız, acıklı bir utanç bütün odaya yayılmıştı.
Televizyondaki külkedisinin ise ablaları baloya gitmiş, kendisi şöminenin başında mahsun, yalnız başına oturuyordu.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments