Ana Sayfa forums Keşifler Herkesin okuması gereken bir kitap: Talebe – Tara Westover

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #552
    Avataryasminbeyhan
    Katılımcı

    Bugün Ağustos’un 5’i, yıllardan 2020. Tara Westover’ın kitabını bitirdim, otobiyografisini yazmış. Okurken dili akıcı olsa da başlarda kendimden pek bir şey bulamıyordum, yaşadığı radikal hayat çok uzak geliyordu. O kadar ki, başta ne tür bir “ideoloji” benimsediklerini anlamadım bile. Devletin varlığını kabul etmeyen, çocuklarına kimlik çıkarttırmayan, okula yollamayan, hastaneleri şeytan mekanı olarak gören bir hayat…

    Okudukça kafamda şekillendi, garip gelse de kabul ettim ailenin yaşayış tarzını. Asla akla gelmeyecek bir hayat şekli. Tabii ki ilkel yaşamlar olduğunu biliyordum ama ilkelin iç anlamını, sebeplerini, dünyada varoluş şekillerini hiç sorgulamamıştım.

    Tara gerçekten çok büyük travmalar yaşamış. Okudukça daha çok hissettim yaşadıklarını, hiçbirini aslında hissedemesem de. Okudukça daha çok tanıdım Tara’yı. Zaten bence Tara da kitabın ilk yarısında kendini tanımıyormuş. Bir gün cebir öğrenmeye karar verip o ACT sınavına girmeseymiş, hiçbir zaman da tanımayacakmış bence. Tanıdığını sanacakmış sadece.

    Kitaptan kendime çıkardığım birçok anlam var. Ama anlamdan çok kendimle ilgili birçok şeyi fark ettirdi bana. Örneğin, Tara’nın yaşam biçiminde olmasa da kendini arayışında kendimi gördüm. Müzik aşkıyla eğitim almak istedi, cebir öğrenmek için çaba harcadı, okula gidince “Holokost” kelimesini ilk kez duymasına rağmen tarihe ilgisi filizlendi. Dindar ve “inançlı” olduğunu düşünen bir genç kızken dinle bağlantısını kesti. Ailesiyle arasındaki bağları hiç koparmak istemedi, kopmasın diye de çok çaba harcadı. Fakat en sonunda yine ipleri kendi elleriyle kopardı. Teyzesiyle yakın değildi, onunla ilişki kurdu. Erkeklerin eline değmesine bile korkarken, onlara kendini anlatamazken, dilinde kelimeler olduğu yerde kalırken derin, anlamlı bir ilişki kurmayı başardı.

    Ben de geçtiğimiz aylarda kendimi aradığımı hissediyorum. Ben kimim? Ben neyi seviyorum? Peki ben ileride ne yapmak istiyorum? O çok duyduğumuz “gelecek kaygısı”ndan bahsetmiyorum. Gerçekten ne yapmak istediğimi, neyi daha çok sevdiğimi veya hangi konuda daha başarılı olacağımı bilmiyorum.

    Yumurta bile kıramayan iki yıl öncenin beni bu kış kendini mutfakta buldu. Ne çok keyif aldığını fark etti. Yıllardır eline kalem bile almayan Yasmin, her düşündüğünü yazıya dökmek istiyor… Daha önce “basit” diye gördüğü, herkes yaptığı için küçümsediği bir iş alanı aslında ilgisini çekiyormuş. Bunu söylemekten çekinmiyor, düşünmekten utanmıyor. Ayrıca Yasmin, kendini artık bir şeylere zorlamıyor. Sırf başkalarına ayıp olmasın diye nasılsın mesajı yazmıyor. Kalıplardan da kurtulmaya çalışıyor. Gitmek istemediği yere gitmiyor, kendini soyutlamış, ortamdan kaçmış gibi hissetmek yerine mutlu olmadığı yerde durmayı reddediyor ve kalıpların dışında, insanlar ne düşünür korkusundan uzakta; bir kişiyle, hatta bazen tek durmayı tercih ediyor.

    Bugünün Yasmin’i bir yıl öncekine göre çok farklı. Hatta bazen bir önceki günün Yasmin’ine göre bile farklı biri… Kaç kez içimden geldi yazmak, laptop’u ilk kez çıkardım çantamdan. Hep ne yazarım diye düşündüm ama yazınca dökülüyormuş kelimeler parmaklardan, hem de ellerimin yetişemeyeceği hızda.

    Tara bana bir başka şey daha öğretti. Seven terk etmez kalıbı bugün yok oldu beynimde.Yanlışı, doğrusu yok. İnsan çok sevse bile ailesinden vazgeçebiliyormuş, Tara bana bunu öğretti, ailesinden vazgeçerek. Benim burada öğrendiğim aileyi terk etmek değil. Ama anladım ki insan kendine iyi gelecek şeyi yapmalıymış ve bunun içinse en çok değer verdiklerinden vazgeçmesi gerekebiliyormuş.

    Tara bana eğitim aldıkça vizyonun değiştiğini, dünya görüşünün genişlediğini gösterdi. Okudukça kendini tanıdı. Merak ettikçe daha çok araştırdı, araştırdıkça hayat yolundaki adımları daha emin atmaya başladı.

    Tara’nın kitap boyunca, özellikle de ileriki sayfalarda gösterdikleri o kadar çok ki, say say bitiremem. Kitabın sürprizini de daha fazla bozmak istemiyorum, bu nedenle bu kelimeden sonra sadece herkese bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Okuduğunuza pişman olmayacaksınız.

    #557
    AvatarEge Soley
    Anahtar yönetici

    Yasmin, ne kadar güzel yazmışsın.
    Şimdi gidip alasım geldi kitabı! Ve senin üzerindeki yapıcı ve heyecanlı etkisi de çok hoşuma gitti. Her kitap insana böyle hissettirmez, bunu bulmuş olmak ne kadar güzel. Ve iyi ki önceden küçümsediğin alanlara, işlere kendin için bir şans vermişsin. Umarım daha nice kapılar açar sana bu yeni zevkler 🙂

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.